Rana Sarro
Rana  Sarro
ranasarro@gmail.com
Okullarda savaş tarihleri öğretileceğine, denizlerin tehlikeleri öğretilseydi…!
  • 0
  • 184
  • 16 Temmuz 2019 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Devletin görevini basın üstlenmiş durumda. Ada ülkesinde halk olarak denizlerin tehlikeleri konusunda son derece bilinçsiziz. DAÜ Su Altı Görüntüleme Merkezi Başkanı Doç. Dr. Burak Ali Çiçek’in söylediği gibi, “okullarda, savaşların tarihlerini, matematiği ezbere öğretiyorlar ama ada ülkesinde okullarda denizler öğretilmiyor.”

Bence bu, gelmiş geçmiş tüm yetkililerin özellikle de Eğitim Bakanlığı’nda görev yapmış herkesin ciddi bir ihmalidir. Ada ülkesinde bugüne kadar, halkın bu konularda kamu spotlarıyla da bilinçlendirildiği görülmemiştir.

Yetkililerin üstlenmediği bu görevi, şuanda basınımız üstlenmiş durumda. Neredeyse tüm gazete ve televizyonlar son günlerde yaşanan boğulma vakalarının ardından ciddi bir sorumluluk bilinciyle, halkı bilinçlendirmek için çeşitli faydalı ve bilgilendirici haberler yayınlıyor.

Yüzme bilen ve bilmeyen, denize sık sık giden veya arada bir giden herkesin satır satır okuması gerektiğine inandığım o faydalı haberlerden birkaçının linkini de vererek, bazı kısımlarını da alıntı yapıyorum. Temennimiz, denizlerimizde bir daha boğulma vakalarının yaşanmaması…

Haberci gazetesinden Ahmet Vamık’ın haberine göre, “Sıkça boğulma ve boğulma tehlikesi vakalarının yaşandığı ülkemiz denizlerinde, cankurtaran görevlilerinin eksikliği büyük bir tehdit oluştururken uzmanlar uyarıyor.”

İnsanı su değil panik boğar

Kaplıca’da yüreklere ateş düşüren, 4 kişinin hayatını kaybettiği olayın ardından denizlerdeki gizli tehlike; ‘rip akıntı’ yani ‘çeken akıntı’ gündeme geldi.

“Eğer profesyonel değilseniz bilinci yerinde olan bir boğulma vakasına müdahale etmeye çalışmayın çünkü müdahale ettiğiniz kişi kurtulur ama kurtulurken de sizi boğar” diyen Karabetça, boğulmak üzere olan kişiye yapabilecek en iyi yardımın 1.5-2 metre uzaklıktan o kişiye simit gibi içi hava dolu tutunabileceği bir şey uzatmak olduğunu vurguladı.

“SİMİTLERİ BELİNİZE GEÇİRMEYİNİZ”

“Herkes filmlerde olduğu gibi boğulmak üzere olan kişinin el sallayacağını ya da ‘imdat’ çığlıkları atacağını düşünür fakat işin aslı öyle değildir. Boğulan kişi sessizce denizin dibine doğru batar. Cankurtaranın görevi gözlem yapmaktır ve suyun içerisinde bizim için potansiyeller vardır. Kişinin yüzüşüne göre potansiyel boğulma vakası olabileceğini anlayıp bu kişilerden gözümüzü ayırmayız. Mesela bebek ve çocuklardan kesinlikle gözümüzü ayırmayız” diyen Karabetça, “Bebekler için olan simitler boğulma açısından büyük tehlike yaratıyor. Bir dalga simit ters döndüğü zaman vücudun üst kısmı suyun içerisinde, alt kısmı havada kalıyor. Aynı tehlike tabii ki yetişkin insanlar içinde mevcut. Bu nedenle kesinlikle simitleri belinize geçirmemelisiniz” uyarısında bulundu.

Boğulma vakalarında kurtarılan kişinin mutlaka hastaneye götürülmesi gerektiğine vurgu yapan Safter Karabetça, “Kişi boğulmaktan kurtuldu diyerek rahat bir nefes alamazsınız. Eğer boğulmaktan kurtarılan kişi hastaneye götürülüp müdahale edilmezse ikincil boğulma ya da kuru boğulma denilen olay meydana gelebilir. Boğulmaktan kurtulan kişinin kanındaki oksijen seviyesi düşer, bronşları kapanır ve kimse fark etmeden uykusunda hayatını kaybeder. Boğulmaktan kurtarılan kişi ben iyiyim dese bile mutlaka ambulans çağrılmalıdır” uyarısında bulundu. İşte o haber>>>>

İnsanı su değil panik boğar

“Dalgalı deniz, ‘çeken akıntı’dan daha tehlikeli”

Ayrıca, Yenidüzen gazetesinde Ayşe Güler’in haberi de oldukça önemli bilgilerden oluşuyor.

20 yıldır denizle iç içe olan, DAÜ Su Altı Görüntüleme Merkezi Başkanı Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, bugüne kadar ‘çeken akıntı’ ile karşılaşmadığını söylese de fırtınalı dönemde dalgalı denizin bu akıntıdan daha tehlike olduğu uyarısında bulundu.

Şunu net söylemek lazım; fırtınalı dönemde denizden uzaktan durmak lazım… Halka bunu söylemek gerekir. Fırtınalı dönemde deniz kenarında olmak da dahi sıkıntı yaratır.”

“Deniz güzel ama tehlikelidir”

“ Ben bunca yıldır, denizin içine açılıp, saatlerce yüzme davranışı göstermem. Bizler, karaya adapte olmuş insanlarız. Bu durum risklidir. Denize bir anda girdiğinizde, denizdeki güçlerle farklı kas gruplarınız çalışır. Paniğe de sebep olur. Deniz güzel ama tehlikelidir. Dikkatli olmak gerekir.”

“Müdahale de profesyonel olmalı”

“3 arkadaşımı boğulmaktan kurtardım. Profesyonel scuba dalgıçları olmasına rağmen boğulma tehlikesi geçirmişlerdi. İnsanlar, bir anda denizde karşılaştıkları karşısında panik oluyor. Ona müdahale de profesyonel olmalı.”

“Savaşların tarihlerini öğretiyoruz ama okullarda hayatı öğretemiyoruz”

“Gelişmiş ülkelerde, ortaokul ve liselerde yüzme dersi veriliyor. Aynı şekilde ilk yardım kursları… Ancak bizde yok. Savaşların tarihlerini, matematiği ezbere öğretiyoruz ama okullarda hayatı öğretemiyoruz.”

Nasıl davranmak gerekiyor?

“Girdaptan kurtulmak için vatandaşların karaya doğru yüzmesi boşunadır. Böyle bir durumda vatandaşlar kendilerini sahile bırakmalı. Yani kendisini serbest bıraktığında, girdap biraz çekip bırakıyor.

Bununla birlikte ikinci seçenek olarak; vatandaşlar akıntıyı dikkate alarak kıyıya paralel olarak sahile doğru yüzerek kurtulabilirler.”

“İlk yardım ve plaj güvenliğine çok önem verilmeli”

“Sahillerde çok alışkın değiliz, bu şekilde boğulma olabiliyor. Bizim insanımız yüzmeyi çok iyi bilmiyor. Suyun üzerinde birkaç kulaç atıp, gitmek yüzmek değil.

Yıllardır sahildeyim, denizdeyim… Böyle bir şey görmedim, yineliyorum. İlk yardım ve plaj güvenliğine çok önem verilmeli. Yurt dışında can kurtaran düğmesi var. Biz de can kurtaran dahi yok.

Kaynak: “Dalgalı deniz, ‘çeken akıntı’dan daha tehlikeli”

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM